Hırka-i Saâdet

Şâir bir ailenin oğlu olan hazret-i Ka’b bin Züheyr de radıyallahü anh şâirdi. Önceleri Peygamber efendimiz ve İslâm aleyhinde şiirler söylüyordu. Efendimize bunu haber vermişler, görüldüğü yerde öldürülmesini emretmişlerdi.

Kardeşi hazret-i Büceyr radıyallahü anh, daha önce müslüman olmuş, bu kararı kendisine mektupla bildirerek, müslüman olursa merhamet deryası Sevgili Peygamberimizin af edeceğini yazmıştı. Mektubu okuyan hazret-i Ka’b, derin derin düşünmüş, puta tapmanın mânâsızlığını ve islâmın yüceliğini ve Peygamber efendimizin büyüklüğünü anlamaya ve gönlü aydınlanmağa başlamıştı.

Nihayet müslüman olmaya karar vererek nûrlu Medîne’nin yollarına düştü.. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem efendimizi medheden, kendisinin tevbe edip müslüman olduğunu bildiren uzun bir şiir yazdı. Medîne’ye varınca Cüheyni kabilesinden bir dostu ile Peygamber efendimizin huzuruna çıktı.

Efendimiz, eshâbı ile sohbet ediyorlardı. Hazret-i Ka’b, kendisini tanıtmadan önce, “Yâ Resûlallah! Ka’b bin Züheyr yaptıklarına pişman ve müslüman olarak aman dilemeye gelmiş bulunuyor. Ben onu sana getirsem, aman verip, müslüman olmasını kabul eder misiniz?” diye arz etti.

Peygamber efendimiz de “Evet” buyurdu.

Bunun üzerine, “Ben şehadet ederim ki, Allahdan başka ibâdete layık bir ilah yoktur. Muhammmed aleyhisselâm, O’nun kulu ve resûlüdür” dedi.

Peygamber efendimiz, “Sen kimsin?” buyurdular. “Ben Ka’b bin Züheyr’im yâ Resûlallah” diye arz etti. Ensârdan biri, “Yâ Resûlallah, müsâde ediniz, aleyhinizde bulunan bu kimsenin boynunu vurayım” deyince Efendimiz, “Vazgeç ondan. O içinde bulunduğu hâlden pişman ve Hakka dönmüş olarak gelmiştir” buyurdular.

Bunun üzerine Ka’b bin Züheyr radıyallahü anh, müslüman olduğunu ve Sevgili Peygamberimizi ve Eshâbı kirâmın büyüklüğünü ve kıymetini anlatan meşhur kasidesini okudu. Başında, “Bânet sü’âd/Sevgili uzaklaştı” sözleriyle başlıyan:

Her insan tabut üzerinde taşınacak bir gün mutlaka...

Özür beyan ederek geldim yâ Resûlallah yüksek huzuruna..

O’nun affetmesi en çok umulan şeydir...

O’nun huzurunda özür kabul edilir...

Bana merhamet et, yâ Resûlallah...

Beni affet yâ Resûlallah...

Şüphesiz ki, Resûlallah, Hak teâlânın;

Kötülükleri yok eden, keskin kılıçlarından yalın bir kılıçtır...

O hidâyet saçan, doğru yolu gösteren bir nûrdur...

diye devam eden bu kasideyi, Peygamber efendimiz pek beğenip çok memnun oldular. Onu af ettiler. Ve;

İnne’r-Resûle le nûrun yüstedâu bihi,

Muhammedün min suyûfi’lahi meslülü.

 

Resûlullah bir nûrdur, onunla halk ziyâlanır,

Hak teâlânın çekilmiş kılıçlarından bir kılıçtır.

beytine gelince iki cihan serveri fahr-i âlem Muhammed Mustâfa sallallahü aleyhi ve sellem mübârek omuzlarından “Hırka-i saâdet”lerini çıkarıp, hazret-i Ka’b bin Züheyr’in omuzlarına koydular.

Hazret-i Mu’âviye, halifeliği sırasında, Ka’b bin Züheyr’e “Resûlullah’ın Hırkasını, bize sat!” diye haber saldı. Kendisine onbin dirhem gönderdi. Ka’b bin Züheyr “Ben, Resûlullah’ın Hırkasını giymek hususunda hiç kimseyi, kendime tercih edemem!” diyerek Hazret-i Mu’âviye’nin dileğini reddetti.

Hazret-i Ka’b bin Züheyr, vefât ettiği zaman, Hazret-i Mu’âviye onu, Ka’b’ın oğullarından yirmi bin dirheme satın aldı. Peygamberimizin, hazret-i Ka’b bin Züheyr’e vermiş olduğu bu mübârek Hırka, Halifeden Halifeye tevarüs edilerek geçti.

Emevi saltanatının çöküşünden sonra ilk Abbâsi Halifesi Ebül-Abbâs Seffah bin Abdullah bin Muhammed tarafından üç yüz dinara satın alındı.

Bayramlarda Halifeler tarafından giyildi. Abbâsiler, Mısır’a gelirken, onu, yanlarında getirdiler. Yavuz Sultan Selim han hazretleri, Mısır’ı alıp Halife olduğu zaman Mısır’daki “Mübârek Emanetler” arasında bu mübârek Hırka da, İstanbul’a getirildi. İstanbul’da “Topkapı Hırka-i Saâdet Dairesi”nde herkes tarafından ziyâret edilmektedir.

Bu mübârek Hırka, 124 santim boyunda, geniş kollu siyah yünlü kumaştan yapılmıştır. Hırkanın içi, krem renk yünlü kumaş kaplıdır. Müteaddid bohçalara sarılmış olarak, Sultan III. Murad tarafından yaptırılmış üstten açılır kapaklı altın bir sanduka içindedir. Hırka-i Saâdetin, bu sandukası sanat itibariyle fevkalâde olup ayrıca zümrüdlerle de bezenmiştir. Sanduka üzerinde;

“Lâ ilâhe illallah, ve mâ erselnâke illâ rahmetenlil âlemîn. Lâ ilâhe illallah el-melik-ül Hakk-ül mübîn, Muhammedün Resûlullah, es-Sâdık-ul va’dü’l emîn” yazılıdır.

iletisimBaslik

iletisimAciklama

Copyright