Nalın-ı Şerîf

Peygamber efendimiz zamanında kullanılan nalınlar bugünkülerden farklıydı. Onlar altı deri, üstü açık ve tasmalı ayakkabı şeklindeydi. Resûlullah ve Eshâb-ı kirâm, sokakta giydikleri nalın ile namaz kılarlardı. Nalınları temiz ve Mescid-i Nebî kum döşeli idi. Kirli nalınla girilmezdi.

Hadîs-i şerîfte; “Yahûdîlere benzememek için namazları nalın ile kalınız” buyruldu.

Nalın-ı Saâdetlerin resminin bile berekete sebep olacağına inanılır, evlere, işyerlerine asılırdı. Hırka-i Saâdet Dairesi’nde Nalın-ı Saâdetlerle birlikte bunların metal ve ahşaptan modelleri de bulunmaktadır.

 

Na’lın-ı şerîf

Na’lın-ı Resûlullah göklere yükseliyor,

Bütün mahlûkat O’nun gölgesinde oluyor.

Tûr’da Mûsâ’ya “çıkar na’lını” denirken,

Arş üzerinde O’na “Sen çıkarma” deniyor.

Na’lının şeklidir en şerefli Resûlün,

Yıldızlar da bastığı toprak olmak istiyor.

O’nun arzûsundadır yedi kat gökler ehli,

Sultânların tâcları ona gıpta ediyor.

Benzeri bulunamaz Na’lın-ı Mustafânın,

Göze nûr, kalbe huzur hepsi Ondan geliyor.

Son derece aziz tut na’lın sûretini,

Bütün başlar ona ayak olmak diliyor.

Kaplayınca her yanı belâ ve musibetler,

Na’lın-ı şerîf bana emin kale oluyor.

Emniyet altındayım bu kuvvetli kalede,

Onun güzel şekline sığınınca koruyor.

Gönül na’l-ı şerîfin şekline hizmet ile,

Dareynde gölgesinde yaşamak arzuluyor.

İbn-i Mes’ûd na’lına hizmetle mes’ud oldu,

Benimse saâdetim misâliyle oluyor.

 

Yusuf Nebhânî

 

iletisimBaslik

iletisimAciklama

Copyright